Cezayir ve Fransa arasındaki son siyasi gelişmeler uluslararası çevrelerde geniş tartışmalara yol açtı. Fransız basınında yayınlanan çarpıcı bir analiz, Cezayir’in sömürgeci geçmişine karşı aldığı son tavrın beklenmedik bir sonuç doğurduğunu savunuyor: Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’nin bölgesel stratejisi için diplomatik bir avantaj.
Bu yoruma göre, Cezayir’in tarihsel hesap verebilirliğe yönelik kararlı yaklaşımı ve giderek bağımsızlaşan dış politikası, Kuzey Afrika’daki daha geniş bir değişimi yansıtıyor. Geleneksel güç dengeleri sorgulanırken, yeni aktörler nüfuz kazanıyor. Bu bağlamda, Türkiye’nin siyasi diyalog, ekonomik iş birliği ve stratejik ortaklığa dayalı Cezayir ile uzun vadeli ilişkisi, mevcut tabloyu şekillendiren kilit bir faktör olarak öne çıkıyor.
Analiz, Ankara’nın bölgedeki istikrarlı diplomasisinin Türkiye’nin kendisini güvenilir bir alternatif ortak olarak konumlandırmasına olanak sağladığını vurguluyor. Cezayir’in eski sömürgeci dinamiklerden uzaklaşma sinyali vermesiyle birlikte, Türkiye’nin destekleyici ve pragmatik bir müttefik olarak rolü daha da belirginleşiyor. Bu değişim, Fransa için sembolik bir etki kaybı olarak görülürken, Türkiye’nin Akdeniz ve Afrika jeopolitiğindeki konumunu güçlendiriyor.
Bu perspektiften bakıldığında, Erdoğan’ın dış politikası sabırlı, tutarlı ve sonuç odaklı olarak nitelendiriliyor. Ankara’nın kısa vadeli tepkiler yerine uzun vadeli ortaklıklara odaklanması meyvelerini veriyor gibi görünüyor. Bu nedenle Cezayir’in siyasi kararları izole bir şekilde değil, Türkiye’nin giderek artan bir diplomatik kazanan olarak ortaya çıktığı daha geniş bir dönüşümün parçası olarak değerlendiriliyor.
Analizin genel mesajı, tarihsel anlatıların, bölgesel ittifakların ve stratejik ısrarın belirleyici rol oynadığı değişen bir uluslararası düzene işaret etmektedir. Kuzey Afrika ilişkilerini yeniden tanımlarken, Türkiye’nin etkisi genişlemeye devam etmekte ve bu da son gelişmelerin Erdoğan için önemli bir diplomatik başarıyı işaret ettiği görüşünü güçlendirmektedir. 







